DOLAR 32,7878 % 1.53
EURO 35,1602 % 0.53
STERLIN 41,6058 % 0.85
FRANG 36,8443 % 1.98
ALTIN 2.457,99 % 2,80
BITCOIN 66.273,50 -1.218

Eğitim Sen Adana Şubesi: “Başarı Gösteremeyen Milli Eğitim Bakanlığı’na Karne Verilmelidir”

Yayınlanma Tarihi : Google News
Eğitim Sen Adana Şubesi: “Başarı Gösteremeyen Milli Eğitim Bakanlığı’na Karne Verilmelidir”

Eğitim Sen Adana Şubesi eğitimde yaşanan sorunlarla ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi.

Eğitim Sen Adana Şube Yürütme Kurulu Adına konuşan Cudi İmrek, “2023-2024 Eğitim Öğretim yılı bugün sona ermiş, iki haftalık yarıyıl tatili başlamıştır. Bugün çok büyük sıkıntılarla Eğitim ve Öğretim yılının birinci dönemini büyük bir başarıyla bitiren öğrencilerimize karnelerimizi dağıttık. Ancak karne verilmesi gereken bir kurum daha var. O da hiçbir alanda başarı gösteremeyen Millî Eğitim Bakanlığıdır. Bugün bu amaçla burada Milli Eğitim Bakanlığının karnesini vermek üzere bulunuyoruz” dedi.

Eğitimde yaşanan sorunların katlanarak arttığını dile getiren İmrek, “Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bu sorunlara kalıcı çözümler üretmek yerine bütün enerjisini eğitimi dinselleştirmeye ve piyasalaştırmaya harcamaktadır. Eğitimde yaşanan ve yapısal hale gelen sorunlar her ne kadar görmezden gelinmeye çalışılsa da eğitim sorunu, ülke ekonomisinde yaşanan sorunların ardından halkın en öncelikli sorunları arasında üst sıralarda yer almaktadır. Türkiye’de çocuklar okula aç gitmekte, yeterli beslenememekten kaynaklı fiziksel ve zihinsel gelişimleri sağlıklı olmamaktadır. Yine çocuk ve gençlerimizi eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamamaktadır. Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere, kız çocukları ve kırsal kesimde yaşayan çocuklar açısından eğitime erişim konusunda yaşanan sorunlar sürmektedir” sözlerine yer verdi.

İmrek sözlerine şöyle devam etti:

“2023/24 eğitim öğretim yılının ilk yarısı bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizliklerin derinleştiği, çocukların eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamaması, eğitime erişimde yaşanan sorunlar ve anadilinde eğitim gibi en temel sorunların varlığını sürdürdüğü bir dönem olmuştur.

Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar, okul öncesi eğitimden başlayarak eğitimin bütün kademelerinde Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, çeşitli vakıf ve derneklerle iş birliği halinde hayata geçirilen ÇEDES benzeri proje ve protokoller, başta öğrencilerimiz olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri doğrudan etkilemeyi sürdürmektedir.

Milyonlarca çocuk ve gencimiz kalıcı yaz saati uygulaması nedeniyle zifiri karanlıkta okula gitmek, akşam geç saatlerde okuldan eve dönmek zorunda bırakılmıştır.

Öğretmen açıkları, mülakata ve arşiv araştırmasına dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulaması sürmektedir. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile “eşit işe eşit ücret” uygulamasına aykırı adımlar atılmış, aynı işi yapan öğretmenler kariyer basamakları üzerinden faklı ücretlendirilerek ayrıştırılmıştır.

Ülkedeki etnik, dilsel, kültürel çeşitlilik ve inanç çeşitliliği, eğitim programlarında ve ders kitaplarında neredeyse hiç yansıtılmamaktadır. Eğitim sisteminde ve toplumsal yaşamda benimsenen tekçi anlayış, farklı inanç, dil, kimlik ve mezhepleri yok saymayı, onları ve taleplerini görmezden gelmeyi ısrarla sürdürmektedir. Türkiye’nin kamusal, laik, bilimsel eğitim konusunda olduğu gibi, anadilinde eğitim konusundaki olumsuz sicilinde herhangi bir değişiklik olmamıştır.

Türkiye’de çeşitli nedenlerle eğitime erişimde, kız çocukları, mülteci çocuklar, anadili farklı olan çocuklar, engelli çocuklar ve geçici koruma altındaki çocukların dezavantajları günden güne artarak devam etmektedir.”

ÇEDEŞ projesinin laik eğitim ve laik yaşama yönelik açık bir tehdit olduğunu belirten İmrek, “Okullar bilim yuvalarıdır. Geleceğimizi asla gerici cemaatlere ve tarikatlara teslim etmeyeceğiz. ÇEDES projesi şu anda 81 ilde uygulanmaktadır. Adana Ceyhan ilçesinde Kaymakamlık tarafından verilen talimat ile öğretmenler ve okul idarecileri yanlarına mahallenin imamını alarak veli ziyaretleri gerçekleştirmektedir. Bu ziyaretlerde imamlar tarafından karma eğitim tartıştırılmaktadır” dedi.

“Hasarlı okullarla ilgili bir çalışma gerçekleşmedi”

Tüm ülkede olduğu gibi gerici piyasa eğitim anlayışının Adana’da baş gösterdiğini belirten İmrek, ilin sorunlarına söyle değindi:

“Adana’nın özelinde Eğitim Öğretimde Yaşanan sorunlar, Fiziki, Mesleki, İdari, Hukuki ve özlük, Eğitim Ortamında Şiddet, Kadın Eğitim Emekçilerinin Yaşadığı Sorunlar, Zorunlu Göçler, Ekonomik Sorunlar ve Emekçilere Yönelik Sendikal Sorunlar her geçen gün artmıştır.

Deprem nedeni ile ilimizde birçok okul ağır veya orta hasarlı olarak kaydedilmiştir. Ancak şu ana kadar bu okullarla ilgili bir çalışma gerçekleştirilmemiştir. Birçok okul bu nedenle diğer okullar ile eşleştirilerek aynı binada farklı okulların çalıştığı ortamlar oluşturulmuştur. Yıkım kararı verilen okullar ile aynı bahçede hala eğitim öğretim süreci sürdürülmüştür. Bizler buna karşı çıkıyoruz. O binalar bizim öğrencilerimiz ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini tehlikeye atmaktadır.

MESEM’lerde öğrencilerin iş gücü ve emeği sömürülmektedir. Çocuklarımız özel şirketlerin ucuz iş gücü olarak ve can güvenliği olmadan çalıştırılmaktadır. Öğrencilerimiz birçok iş yerinde ve özellikle kuaförlük bölümünde okuyanlar haftanın her gününü çalışarak geçirmektedirler.

Okul öncesi dönemden başlayarak öğrencilerimize her öğün yemek verilmesini istiyoruz. Ancak anlaşılan kurumlarca okul öncesi öğrencilere gönderilen yiyecekler ne kadar sağlıklı. Bir an önce Adana genelinde tüm kademelere sağlıklı yiyeceklerin öğrencilere temin edilmesi gerekmektedir.

Okullarda güvenlik görevlisi açısından sıkıntılar yaşanmaktadır. Son süreçte öğretmen ve öğrencilere saldırılarda Adana’da belli bir artış olmuştur. Bunun önüne geçmek için derhal her okula güvenlik görevlisi atamalarının gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Özellikle ilimizde okullar niteliksizleştirilerek imkânı olan aileler özel okullara yönlendirilmiştir.”

İmrek sözlerini şöyle tamamladı:

“2023/24 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitim alanında yaşanan gelişmeler, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir derdinin olmadığını göstermiştir. Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, siyasal-ideolojik hedeflere uygun olarak alınan bilim ve laiklik karşıtı karar ve uygulamalar eşliğinde hayata geçirilmeye devam etmektedir. Sivil Toplum Örgütü olarak tarif ettikleri tarikatları yapılan sözleşmelerle okullara sokmaya çalışmaları bunun en somut halidir.

Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığı açıktır. Eğitim Sen, her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz sürdürmeye kararlıdır.”