DOLAR 32,5292 % 0.03
EURO 35,0182 % 0.32
STERLIN 41,4724 % 0.28
FRANG 36,7931 % 0
ALTIN 2.438,02 % 0,11
BITCOIN 65.073,71 -0.199

Eğitim Sen : “Milli Eğitim Bakanlığı’nın Karnesini Veriyoruz”

Yayınlanma Tarihi : Google News
Eğitim Sen : “Milli Eğitim Bakanlığı’nın Karnesini Veriyoruz”

Eğitim Sen Tarsus Şubesi eğitimde yaşanan sorunlara dair basın açıklaması gerçekleştirdi.

Sorunları dile getiren Eğitim Sen, “2023/24 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı 19 Ocak Cuma günü sona erecek ve iki haftalık yarıyıl tatili başlayacaktır. Tarsus’ta da 203 kurumda okuyan 71603 öğrenci bugün itibariyle karnelerini almıştır. Öğrencilerimiz, velileri ve öğretmenlerimiz eğitimde iktidar eliyle yaratılan kaosun mağduru durumundalar” dedi.

En önemli sorunların başında beslenme konusunun geldiğini söyleyen Eğitim Sen, Türkiye’de çok sayıda öğrencinin okula kahvaltı yapmadan gittiğini, bir çok öğrencinin okulda yemek yemeden gününü tamamladığını ve eve döndüğünü vurguladı. MEB’in çocukların sağlıklı gelişimi ve eğitim sürecinin sağlıklı işlemesi için ve öğrencilerin beslenme sorunun çözülmesi için bir bütçe ayırması gerektiğini belirten Eğitim Sen, “Taşımalı eğitim yapan okullarda bile öğrencilerin beslenme sorunları çözülmüş değildir. Alım gücünün giderek düşmesi ve yoksullaşmanın artması ile birlikte öğrencilerin okuldaki beslenme sorununun bir an önce çözülmesi gerekmektedir. Eğitim Sen olarak talebimiz okullarda en az bir öğün ücretsiz yemek uygulamasının hayata geçirilmesi için gerekli adımların bir an önce atılmasıdır” sözlerine yer verdi.

Kalıcı yaz saati uygulamasının eğitimi olumsuz etkilediğini dile getiren Eğitim Sen şu açıklamalara yer verdi:

“Özellikle ikili eğitim yapan okullarda öğrencilerimiz ve kadın eğitim emekçileri kısa kış günlerinde, henüz gün doğmadan, karanlık sokaklarda, ciddi anlamda can güvenliği endişesiyle yola çıkmak zorunda bırakılmıştır. Uykularını yeterince alamadıkları için sabah karanlığında güne başlayan öğrencilerin büyük bölümü ilk derslerde uyuklamakta ve derse yeterince katılamamaktadır. Kalıcı Yaz saati uygulamasının hiçbir tasarruf sağlamadığı ispatlanmış olmasına rağmen böylesine anlamsız bir uygulamadaki ısrarın nedenini anlamak mümkün değildir.  Eğitim Sen olarak kısa ve soğuk kış günlerinde öğrencilerin karanlığa mahkum olmamaları için sabit yaz saati uygulaması inadından vazgeçilerek yaz saati- kış saati uygulamasına geri dönülmesini talep ediyoruz.”

MESEM’lerin öğrencilerin can güvenliğini tehdit ettiğini belirten Eğitim Sen, “Çocukların ucuz iş gücü olarak kullanılarak kamu kaynaklarının sermayedarlara aktarılmasının bir yolu şeklinde tasarlanan MESEM’ler uygulamanın başladığı günden bu yana çocukları çarklarında öğüten  bir sistem haline gelmiştir. MEB verilerine göre 1 milyon 324 bin 840 öğrenci bu program çerçevesinde kayıtlıdır. öğrencilerin okul ve iş hayatını birlikte sürdürecekleri üzerinden yapılan propagandaya rağmen MESEM uygulaması, meslek lisesi öğrencilerini zorunlu eğitimden, örgün eğitimden uzaklaştırma anlamını taşımaktadır. Devletin zorunlu eğitim kapsamındaki çocukları “beceri eğitimi” adı altında işverene ucuz iş gücü olarak sunması kabul edilemez. Eğitim hakkının tamamen yok sayıldığı, fırsat eşitliği perdesi altında sürdürülen piyasa merkezli eğitim modelinin geldiği nokta çocuk haklarına, çocuk eğitim hakkına meydan okumak anlamına gelmektedir. Çocuk işçiliğinin devlet eliyle meşrulaştırılması anlamını taşıyan bu uygulamadan derhal vazgeçilmelidir” açıklamasında bulundu.

“Okullarda dinselleşme  hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmış durumdadır”

ÇEDEŞ projesinin laik eğitim ve laik yaşama yönelik açık bir tehdit olduğunu vurgulayan Eğitim Sen şu sözlere yer verdi:

“Türkiye’nin eğitim sistemi en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşırken, okullarda dinselleşme  hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmış durumdadır. MEB’in geçmişte eğitim dinselleştirilmesi hedefiyle Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, çeşitli dini vakıf ve derneklerle ortak yürüttüğü projeler ve imzalanan ‘iş birliği’ protokolleri, okulları çeşitli cemaat, tarikat ve dini grupların etkinlik ve faaliyet alanı haline getirmiştir.

Eğitim Sen, geçmişten bugüne eğitimin bütün kademelerinde eğitimin niteliğini yükseltmek, çocukların özgür ve sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesi için somut adımlar atılması gerektiğini savunmaktadır. Ancak MEB, bugüne kadar yaptığı gibi, din ve inanç alanı gibi son derece hassas bir konuda okulları Diyanetin, dini dernek ve vakıfların temel faaliyet alanları haline getirmiştir.

Eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki uygulamaları tüm topluma yönelik fiili bir baskı ve dayatmadır.”

Eğitim Sen Açıklamasını şöyle tamamladı:

“2023/24 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitim alanında yaşanan gelişmeler, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir derdinin olmadığını göstermiştir. Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, siyasal-ideolojik hedeflere uygun olarak alınan bilim ve laiklik karşıtı karar ve uygulamalar eşliğinde hayata geçirilmeye devam etmektedir.

Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin kariyer basamakları üzerinden yapay olarak ayrıştırıldığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir.

Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığı açıktır. Eğitim Sen, her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz sürdürmeye kararlıdır.

Bugün burada vereceğimiz karne tek başına Sayın Bakan Yusuf Tekin’e verilmemiştir. Eğitimde yaşanılan sorunların temel sebebi AKP nin  22 yıllık eğitim politikaları ve uygulayıcılarıdır. Karnenin muhattapları da onlardır.”