DOLAR 32,7878 % 1.53
EURO 35,1602 % 0.53
STERLIN 41,6058 % 0.85
FRANG 36,8443 % 1.98
ALTIN 2.457,99 % 2,80
BITCOIN 66.212,69 -1.072

Adana Barosu’ndan 6 Şubat Depremi Açıklaması

Yayınlanma Tarihi : Google News
Adana Barosu’ndan 6 Şubat Depremi Açıklaması

6 Şubat Depreminin 1. yılında Adana Barosu basın açıklaması gerçekleştirdi. Adana Barosu adına metni okuyan Semih Gökayaz Şunları söyledi:

“Bundan tam bir yıl önce, kıyameti yaşadık. Saat 04.17’de, o hiç bitmeyen 65 saniyeyi yaşadık. O 65 saniye içerisinde on binlerce insanımızı kaybettik.
Evlerimizi, iş yerlerimizi kaybettik. Sokaklarında büyüdüğümüz şehirlerimizi, hatıralarımızı kaybettik.
Zamanla kapanacağı söylenen yaralarımız, ilk günkü gibi derin ve açık; acılarımız ilk günkü gibi taze…
Yaşananların dehşetini anlatmak için sayıların büyüklüğüne sığınmak istemiyoruz. Resmî açıklamalara göre aralarında 122 meslektaşımızın da olduğu 50 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetti, 100 binin üzerinde insanımız yaralandı. Fiziken yaralanan yurttaşlarımızın yanında milyonlarca yurttaşımız manen yaralandı. Gerek depremde kaybettikleri yakınları nedeniyle gerekse deprem sonrası arama kurtarmadan başlamak üzere yaşananlar, insanımızda çok büyük yaralar açtı.
Acıları sadece yaşamakla kalmak değil, acılardan dersler de çıkarmak gerekli.
Bu acılar bir daha yaşanmasın, sorumlular yargı önünde hesap versin.
Aradan geçen bir yıla rağmen yakınları bulunamayan ailelerin sesi duyulsun, en azından bir mezar yerine sahip olsunlar istiyoruz. Kaybedilen uzuvların, bir ömür boyu taşınacak yaraların üzerinin yaklaşık sayılarla kapatılmasını istemiyoruz.
6 Şubat Depreminde Adana Barosu olarak beş meslektaşımızı kaybettik. Meslektaşlarımızı, arkadaşlarımızı unutmadık!
1.Av.Zeliha Esin Atmaca
2.Av.Uğur Uçurum
3.Av.Tarık Buğra Taştekin
4-Av.Yusuf Başlar
5.Stj.Av.Ömer Öz
Meslektaşlarımızı saygıyla, özlemle ve rahmetle anıyoruz.
Sevdiklerimizin sesleri, çığlıkları yıkıntıların arasından yükselirken, enkazların başında yaşadığımız çaresizliği unutmadık.
Arama kurtarma çalışmalarında, yardım malzemelerinin ulaştırılmasında yaşananları unutmadık.

Geçtiğimiz gün, Antakya’da yapılan bir toplantıda konuşma yapan
Cumhurbaşkanı şöyle dedi: “Bir gerçeği şu anda söylüyorum. Merkezi
yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı.” Evet, Hatay’a gelmedi. Hatay halkı, enkaz altındayken bile devletin eli gelmedi. Enkaz altında kalan Hatay halkı, can çekişerek, soğukta, diri diri öldü.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 104/2. Fıkrası “Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder.” Şeklinde düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanı, Anayasa’nın kendisine yüklediği görevi yerine getirmek yerine bu beyanıyla deprem acısı karşısında bile ayrımcılık yaptığını itiraf etmiştir. Deprem acısına mı yanalım, milletin birliğini temsil etmesi gereken kişinin ülkenin en zor günlerinde yaptığı ayrımcılığa mı ? Allahtan bu ülkede milletin dayanışması var, milletin vicdanı var, milletin feraseti var…
Enkazları, tırnaklarıyla kazımak için koşup gelenleri; dişinden tırnağından artırdığını paylaşanları unutmadık.
Meslektaşlarının ve yurttaşların yaralarını sarmaya koşan ve bu uğurda tüm kapasitelerini kullanan Barolarımızı unutmadık.
İlk günden itibaren, Türkiye’nin dört bir yanından deprem bölgesine gelen, bir işin ucundan tutmaya çalışan yurttaşlarımızı unutmadık.
Büyük bir organizasyon gerçekleştirip, bizleri yalnız bırakmamak ve adaletin gerçekleşmesini sağlamak için nöbetleşe görev almak üzere Türkiye’nin hemen hemen bütün barolarından gelen yüzlerce meslektaşımızı unutmadık.
Düzenlenen yardım kampanyalarına verilen desteği, 5 Mart 2023 Pazar günü gerçekleştirilen #Büyük Avukat Dayanışması kampanyasını unutmadık.
Barınma ihtiyacı olan meslektaşlarımızı, aileleriyle birlikte evlerinde misafir eden meslektaşlarımızı unutmadık.
Yurttaşların adalete erişimlerini sağlamak üzere konteynır ve çadırlardaki adli yardım bürolarında fedakarca görev alan meslektaşlarımızı unutmadık.
Şimdi, depremin birinci yıl dönümünde, yaşanan acıları en derinden hissederken, bu acıların bir nebze olsun giderilebilmesi ve tekrar aşanmaması için; Deprem yargılamalarında tüm sorumluların ortaya çıkarılmasını ve en ağır yaptırımların uygulanmasını istiyoruz.
On binlerce bina yıkılmış olmasına rağmen, mevzuata aykırı yapılaşmaya göz yuman hiçbir kamu görevlisi yargı önüne çıkarılmamıştır. Binaların yıkılmasından sorumlu kamu görevlilerinin yargılanmasını istiyoruz.
Yürütülen soruşmalarda yaşanan en önemli sorunlardan biri; ehil bilirkişilerin bulunamaması veya sorumluluk almamasıdır. Deprem nedeniyle yürütülen soruşturmaların hızlı, etkin ve adalete uygun bir şekilde yürütülmesi ve sonuçlandırılması için konusunda uzman mühendis ve bilim insanlarını göreve davet ediyoruz.
Yakınlarını hala bulamayan ailelerin sesleri duyulsun istiyoruz. Enkazların, insan sağlığına zarar verilmeden, atıklarının çevreye ve doğaya zarar verilmeden tasfiyesini istiyoruz.
Yeniden inşa edilecek şehirlerimizin, hatıralarımıza saygı duyularak, tarihî ve kültürel dokuya uyularak kurulmasını istiyoruz.
Bütün bunlar yapılırken yurttaşların, Baroların, meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının da içerisinde yer aldığı demokratik katılım imkânı sağlanmasını istiyoruz. Yapılacak konutların bir rant dağıtımı mekanizmasına kurban edilmemesini, faaliyetlerin, barınma hakkını esas alan bir yaklaşımla gerçekleştirilmesini istiyoruz.
Deprem felaketinden etkilenen yurttaşların mağduriyetleri daha fazla artırılmadan, tazmini mümkün olan tüm zararlarının giderilmesini istiyoruz.
Bir yıldır nasıl inatla, inançla ve birbirimize umut vererek dayanışma gösterdiysek, taleplerimizin de aynı şekilde hep birlikte takipçisi olacağız. Ne kadar uzun sürerse sürsün; adalet sağlanana ve şehirlerimiz yeniden inşa edilene kadar biz bu işin peşini bırakmayacağız.”