DOLAR 32,2053 % -0.22
EURO 35,1156 % -0.22
STERLIN 41,0337 % -0.05
FRANG 35,4067 % -0.62
ALTIN 2.500,70 % 1,40
BITCOIN 66.819,68 -0.083

TKP Adana BB Adayı Altuntaş: “Dünyayı da Adana’yı da emekçilerin iktidarı kurtarabilir”

Yayınlanma Tarihi : Google News
TKP Adana BB Adayı Altuntaş: “Dünyayı da Adana’yı da emekçilerin iktidarı kurtarabilir”

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı Adayı Kubilay Altuntaş, partisinin Adana’daki çalışmalarını, siyasi yaklaşımlarını anlattı. Emekçilerin iktidarının tek çıkış yolu olduğunun altını çizen Altuntaş, “Bizim belediyecilik anlayışımız diğer partiler ile, yani “düzen partileri” ile taban tabana zıt” ifadelerini kullandı.

 ✍ Söyleşi: Olcay Aytürk (Çukurova Bülten  / Adana)

Seçimlere sayılı günler kala TKP Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı Adayı Kubilay Altuntaş ile gündemi değerlendirdik ve komünist belediyecilik anlayışını konuştuk.

Çukurova Bülten’e konuşan Altuntaş, “Kente özgü sorunları halkla birlikte çözmeyi planlıyoruz” dedi.

“Bilimin ve aklın bize öğrettiği planlamacı bir ekonomi modeliyle sorunları çözeceğiz”

Olcay Aytürk: TKP Adana için nasıl bir düşünceye sahip? Soruma paralel olacak şekilde sizin adaylığınız nasıl şekillendi, nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Biraz bahsetmek ister misiniz?

Kubilay Altuntaş: TKP diğer kentlerimize nasıl bakıyorsa Adana’ya da öyle bakıyor. Dil, din, ırk, renk, cinsiyet, mezhep ya da bölgesel ayrımlar yapmayıp sosyalist/komünist bir bakış açısıyla bakıyor. Yani dünyayı emekçilerin iktidarı kurtaracak diye bakıyor. Bu bakış açısıyla Adana için de emekçilerin örgütlenebilmesi önündeki engelleri açmaya çalışıp yerel yönetimlerden başlayarak iktidara gelmeyi planlıyor.

Kente özgü sorunları halkla birlikte çözmeyi planlıyor. Elbette ki bilimin ve aklın bize öğrettiği planlamacı bir ekonomi modeliyle…

Adaylık konusuna gelince; daha önce de 2018 yerel seçimlerinde Çukurova Belediye meclis üyeliği adaylığım, 28. Dönem milletvekilliği adaylığım oldu. Ancak onlarda çalışma yaşamı içinde olmam pek çok yoldaşım gibi çalışmalara katılmamı engelledi.

Bu kez de aday olmam gerekti, gerekti çünkü bu bir görev; halka, doğaya, aileme, partime, topluma ve doğduğum topraklara karşı yerine getirmem gereken bir ödev. Yarın çocuklarımın yüzüne nasıl bakarım!

“Olumsuz tabloyu yalnızca komünist perspektif  aşabilir”

O. A.: Takdir edersiniz ki Adana ve özellikle de Çukurova için “bereketli topraklar” olarak bahsederler? Sizce kentimiz artık böyle tanımlanabilir mi?  TKP adayı olarak Adana’da neleri değiştirmek lazım? Sizce büyük sorunlar nelerdir ve sizin bu kapsamda çözüm önerileriniz var mı?

K. A. : Büyük usta devrimci Orhan Kemal’in tanımı hâlâ geçerlidir. Geniş anlamda Çukurova biteği evet hâlâ capcanlıdır. Tarımı, sanayi üretimi ve kültür-sanat konularında Adana izlenen ve merak da edilen bir kenttir. Elbette ki 80 sonrası liberal politikalar ve Özal’lı yıllar Adana’yı epeyce geriye çekti. Kapanan ya da satılan KİT denilen kurumların ve özel girişimin elinde olan tarıma dayalı sanayi işletmelerinin sayısı oldukça fazla. İşsizlik sayılarında kentimiz en başlarda geziyor. Bir de üzerine eklenen sığınmacılar. Bu olumsuz tabloyu komünist bakış açısı terse döndürebilir.

“Halk Meclisleri kuracağız”

TKP adayı olarak seçilmemizle birlikte, kadınların ağırlıkta olduğu mahallelerde halk meclisleri kurup (Elbette ki kravatlı, önder, akil gibi benzetmeli göbekli amcalarla, abilerle değil)kentin sorunlarını kentliyle çözme yoluna gideceğiz.

Ayrıca gerek partimizdeki yetkin, deneyimli meslek insanları ve kentin mimarlar odası, kent plancıları odası, jeofizik mühendis odaları, veteriner odası ve diğer odalarla, barosuyla ve tabip odasıyla da birlikte çalışarak daha yaşanası bir kent yaratmaya çalışacağız.

Çatalan Barajı’mıza su sağlayan havzanın kirlenmemesi için Tufanbeyli ve Feke ilçelerine arıtma sistemi yapılması gerekecek. Sebze hallerimizde gıda kontrolü ölçümlemesi konusu, Sofulu çöplüğünün yeri, plastik atık işletmeleri konusu, ulaşımda otomobil odaklı bir yaklaşımdan toplu taşımaya (Hafif raylı ve metro) geçilmesi, bisiklet kullanımının özendirilmesi, başta su ve ulaşımın temel insan hakkı olduğundan hareketle en ekonomik hatta bedelsiz sunulması gibi konular.

Belediyelerde ırkçılığa, dinciliğe ve mezhepçiliğe geçit vermeyecektir

O.A.: TKP’nin birçok yerde iddialı adayları olduğunu görüyoruz. Bunu da adaylar “komünist belediyecilik” olarak tanımladıkları bir ilkeler listesiyle hayata geçireceklerini dile getiriyor. Bunu bir de size sorsak? Bu anlayıştan kısaca bahsedebilir misiniz?

K.A.: Bizim belediyecilik anlayışımız diğer partiler ile, “düzen partileri” ile, taban tabana zıttır. Bu temel farkı vurgulamak için bu seçimde “komünist belediyecilik” diye bir kavram ile halkımızın karşısına çıktık. Mevcut düzende “belediye” deyince insanların aklına rantın, insan kayırmanın, rüşvetin yuvası olan yerler geliyor. Zaten Belediye seçimleri de, en küçük beldeden büyükşehirlere kadar aday adaylıkları için partilere ödenen milyonlarca liranın, adayların belirlenmesi sürecinde yürüyen pazarlıkların, hiçbir ilke ve programa dayanmayan ittifak arayışlarının, partiler arasında geçişlerin ve satın alınan adayların damga vurduğu bir atmosferde gerçekleşiyor.

Biz TKP olarak halkımıza hem seçimlerinde hem de yönetiminde paranın sözünün geçtiği bu belediyecilik tarzına mahkum olmadığımızı güvenilir, ilkeli, örgütlü bir seçeneği güçlendirerek göstereceğiz. Bizim “komünist belediyecilik” diyerek kast ettiğimiz anlayış her şeyden önce halkın yönetime katılması için kanalların açılmasıdır. Kar için değil, sağlıklı ve nitelikli barınma, ulaşım, eğitim, kültür ve dinlenme olanaklarına kavuşmak için bütün olanaklar seferber edilir. Belediyeler “şirket” gibi yönetilmeyecektir. Belediyelerde ırkçılığa, dinciliğe ve mezhepçiliğe geçit vermeyecektir. Bunları hayata geçirebileceğimizi daha önce Ovacık ve Tunceli örneklerinde gösterdik. Bu örnekleri çoğaltacağız.

Dayanışma içindeki bir şehir birbirine de dışarıya karşı da daha yapıcı olur”

O.A.: Biraz da kategorize ederek sormak istiyorum. Adana özelinde birçok sorun var. Ve hatta Adana’nın yarattığı kimi algılar şehri de tutsak etmiş durumda. Bunların arasında olumsuzluklar da bulunuyor. Hatta daha geçenlerde bir kadın cinayeti işlendi ya da şehir bir “agresiflik” ile yargılanıyor. Bunlara katılır mısınız? Örneğin, kadınların sorunları konusunda neler yapabilir TKP? Komünist ilkeler bunların hepsine cevap veriyor mu? 

K.A.: Bu noktada iki önemli konuya birden değinmiş oluyoruz. İlki ve ülkemiz içinde en yakıcı sorunlardan birisi “Kadına yönelik şiddet” sorunu. Maalesef ülkemizde bu soruna dair çözüm gibi sunulan uygulamaların hiçbiri bir işe yaramamaktadır. Hatta mevcut siyasi iradeler bu sorunu dolaylı yoldan körüklemektedirler. Komünistlerin iktidarında “Kadına yönelik şiddet” ile mücadele, kadınların şiddete karşı korunması en temel başlıklardan biridir. Bizim açımızdan bu alanda atılacak adımlar sadece merkezi iktidarların değil aynı zamanda yerel yönetimlerinde sorumluluğundadır. Ayrıca mahallelerde, kreş ve çocuk yuvalarının kurulması, kadınların ev dışında kamusal alanlarda yer almasının desteklenmesi en önemli uygulamalarımız olacaktır.

Adana’mıza dair dışarıda yaratılan algı ise bir diğer değindiğiniz önemli sorun. İşsizliğin bu kadar yoğun gözlemlendiği, çalışma koşullarının ise bir o kadar sorunlu olduğu bir şehirde böyle bir algının yaratılması oldukça kolaydır. Adana bir emekçi kentidir. Kentimizde dayanışmayı yaygınlaştırmak, halkı örgütlemek bu sorunun tek çözümüdür. Dayanışma içindeki bir şehir birbirine de dışarıya karşıda daha yapıcı olacaktır.

Kooperatifler aracılıyla halkımızın örgütlenmesini sağlayacağız”

O.A.: Adana adeta bir işsiz şehrine dönüştü. Dışarıya çok göç veriyor ve istihdam olanakları da oldukça sınırlı. Bu girdaptan nasıl çıkmak mümkün olur? Olası bir TKP belediyeciliğinde buna ilişkin planlamanız var mı?

K.A.: 2023 yılında Adana yaklaşık 66bin kişi göç vermiş, yaklaşık 77bin kişi göç aldı. Adana genellikle eğitimli emekçi göçü verirken, düşük eğitimli göç almaktadır. Göç eden eğitimli emekçiler bu şehirde istihdam olanakları bulamadıklarından gidiyorlar. Göçle gelen emekçiler ise genellikle tarım sektöründe çalışmak için geliyorlar. Adana’mızı, tarımın ve özellikle tarıma dayalı sanayinin geliştiği işsizliğin sıfıra indiği bir kent yapmalıyız. Mevcut koşullarda düzen partilerinin hiçbiri bu hedefi gerçekleştiremezler. Çünkü odak noktalarında kar var. Belediyeciliği işletme mantığı ile yaklaşanlar kamucu pek çok uygulamayı karlı görmedikleri için dikkate almamaktadırlar. “Komünist belediyecilik” şehrimizdeki işsizliği sıfıra indirmeyi hedeflemektedir. Bunun için ilk adımlarımızdan birisi her alanda üretim kooperatiflerinin kurulmasıdır. Kooperatifler aracılıyla halkımızın örgütlenmesini sağlamak, hem üretim hem de tüketim noktasında çok önemli faydalar sağlayacaktır. Daha önce bahsettiğim gibi Ovacık ve Tunceli örneklerindeki başarımızın sırrı budur.

O.A.: Son dönemde bir konuda hayvanlara karşı uygulanan şiddet… Size de sormak isterim. Hayvanların yaşam alanlarının yaratılması ve hayvan haklarının korunması konusunda düşünceleriniz nelerdir?

K. A. : Adana’mızın önemli sorunlarından biri olan sokak hayvanları konusunda bilim insanlarının ve Veteriner Hekimler Odasının yıllardır çok değerli çözüm önerileri var. Bu önerileri daha önce kamuoyu ve bürokrasi ile paylaştılar. Ancak hiç kimse bu önerilere kulak asmıyor. Tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi ister muhalefet partisinden olsun, isterse iktidar partisinden Adana’da hiçbir belediye “bilimsel” çözümlere kulak asmıyor. Çünkü “karlı” bulmuyorlar bu çözümleri. Biz odağımızda “kar” olmadığı için kamusal sorunları, kamu yararı gözeterek bilimsel yollarla çözeceğiz. Adana’da Hayvan Hakları konusunda TKP’nin çözümü çok nettir. Veteriner Hekimler Odasının çözümüdür bizim sözümüz.

Kimse bilimsel çözümler vadetmiyor: “Projecilik sevdasındalar”

O.A.: Şunun farkındayım. TKP adayları proje konusunda iştahlı, daha doğrusu gerçek olmayan yorumlar yapmaktan uzak duruyor. Peki sizler sahada Adana halkıyla kurduğunuz temasta kendinizi nasıl ifade ediyorsunuz? Sizlere nasıl bir tepki var Adana insanından?

K.A.: Düzen partileri son yıllarda bir “projecilik” sevdasına kapıldılar. Herkesin “çılgın projeleri” var maşallah. Ancak hiç kimse TMMOB’un, Baro’nun, Tabipler Odası’nın çözümlerinden bahsetmiyor. Yani kimse bilimsel çözümler vadetmiyor. Çılgın projeler havalarda uçuşuyor ama bu “proje”lerin bilimsel hiçbir yanı olmuyor. Biz ise ulaşabildiğimiz herkese bu “proje” çılgınlığının neden akılcı ve gerçekçi olmadığını anlatıyoruz. Ve de halkımızdan çok olumlu tepkiler alıyoruz. İnsanlarda artık bu “proje çılgınlığı” ile dalga geçer olmuş. Bu tür vaatlere güven kalmamış. Bu nedenle doğru yolda olduğumuzu sokakta da gömüş oluyoruz.

“Çılgın projeler, gereksiz ama afili vaatlerimiz yok bizim”

O.A.: Son olarak aday olduğunuz yerleşim yerlerine ilişkin halka, seçmene vereceğiniz bir mesajınız var mıdır? Neler iletmek istersiniz?

K.A.: TKP’nin belediyesi rantın, ihaleciliğin, ayrımcılığın kol gezdiği bir yer olmayacak. Bizler halkımıza bilimin iktidarını anlatıyoruz. Çılgın projeler, gereksiz ama afili vaatlerimiz yok bizim. Bizler Belediyeleri başı tutulması gereken bir kâr musluğu olarak görenlere, bunu hiç tartışmadan ve halkın zararına politikalarla dolu başarısız belediyecilik deneyimlerinin hesabını vermeden kendisini yeniden umutmuş gibi sunmaya çalışanlara, insanların bilerek içine itildiği umutsuzluktan gerçek bir seçenek ortaya çıkmasın diye yararlanmak isteyenlere meydan okuyoruz.

Ayrıca değinmeden geçmeyelim, özellikle Büyükşehirlerde iki arasında bırakılan milyonlarca insanın buralardaki sonuçtan sadece iktidar partisi kaybetsin motivasyonu dışında belediyecilik hizmetlerinden beklentisi kalmamış durumda. Son yerel seçimlerden sonra muhalefet belediyelerinin yapmış olduğu hiçbir uygulama hükümet belediyelerinden farklı olmadığını gösteriyor. Aynıların yarışında farklıymış gibi görünün söylemlerle geçecek seçimlerin, heyecan uyandıran kısmının yine “Komünist belediyecilik” olacağını gösteriyor.