DOLAR 32,5240 % 0.03
EURO 34,9877 % 0.27
STERLIN 41,3904 % 0.13
FRANG 36,8050 % 0.05
ALTIN 2.435,17 % -0,01
BITCOIN 65.153,99 0.021

Riskli Yapıların 2012 Yılından İtibaren Sadece Yüzde 3-4’ü Yenilendi

Yayınlanma Tarihi : Google News
Riskli Yapıların 2012 Yılından İtibaren Sadece Yüzde 3-4’ü Yenilendi

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Taner Yüzgeç, Türkiye’de 10 milyon yapı stokunun 6-7 milyonunun riskli yapı statüsünde olduğu bilgisini verdi. Yüzgeç, “Son 11 yılda sadece 238 bin civarında riskli yapı ‘Kentsel Dönüşüm’ adı altında yenilendi” dedi.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası ve Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından ortaklaşa düzenlenen, “İnşaat-Deprem Mühendisliği Açısından Şubat 2023 Depremleri Sempozyumu” başladı. Bir otelde gerçekleşen sempozyum üç gün sürecek.

Şubat 2023 depremlerinin yıl dönümü öncesinde gerçekleşen sempozyum açılış konuşmaları ile başladı. İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Taner Yüzgeç, binaların durumu ve 6 Şubat depremlerine dair bilgiler verdi.

İstanbul’daki kentsel dönüşüme dair de çarpıcı istatistiklere yer veren Yüzgeç, “İstanbul’da kentsel dönüşüm ile yaratılan rant değerinin 85 milyar dolar civarında olduğu söylenmektedir. Bu rakam İstanbul’daki 600 bin civarında olduğu düşünülen riskli yapının güvenli hale getirilmesi için ihtiyaç duyulan finansmanın birkaç katı büyüklüğündedir” dedi.

“Yapılar ya mühendislik hizmeti olmadan üretilmiştir”

Ülkede var olan yapı stokunun büyük çoğunluğu, deprem yönetmelikleri dikkate alınarak yapılmadığını belirten Yüzgeç, şunları söyledi:

“Yapılar ya mühendislik hizmeti olmadan üretilmiştir ya da yeterli düzeyde mühendislik hizmeti almamıştır. TBMM’nin İzmir Depremi sonrası kurduğu Araştırma Komisyonun Temmuz 2021 tarihli raporuna göre Türkiye’de 10 milyon civarında olan yapı stokunun 6-7 milyon civarında olan kısmı riskli yapı statüsündedir. Bu risk ortadan kaldırılmadığı veya azaltılmadığı sürece ülkemiz büyük yıkımlarla defalarca yüzleşeceği gibi, depremler sonrası müdahalelerde de yetersiz kalmaya mahkum olacaktır.

“6-7 milyonluk riskli yapıya bırakın müdahale etmeyi, varlıkları bile tespit edilemiyorsa sorunumuz çok daha büyük demektir” diyen Yüzgeç, 6 Şubat depremlerinin en çok etkilediği iller olan Adıyaman, Maraş, Hatay ve Malatya’da yıkılan bina oranlarının yüzde 3,2 ila yüzde 5,2 arasında değiştiğini anlattı.

Artı Gerçek’in haberine göre; Bu illerin genelinde kullanılamaz durumda olan yapıların oranları hakkında bilgiler veren Yüzgeç, “Yüzde 24,9 ila yüzde 32,3 arasında değişmektedir. Ölçeği biraz daha küçültürsek örneğin Hatay’ın en çok hasar alan ilçelerine Antakya, Defne, Hassa ve Kırıkhan’a bakarsak, yıkılan bina oranlarının yüzde 3,9 ila yüzde 10 arasında değiştiğini görüyoruz. Bu ilçelerin genelinde kullanılamaz durumda olan yapıların oranları ise yüzde 29 ila yüzde 51,6 arasındadır. Bu durum açıkça göstermektedir ki, riskli yapıları ve riskli bölgeleri bizden önce depremin tespit etmesi halinde kayıplarımızın ve ödediğimiz bedelin boyutları korkunç olmaktadır” diye konuştu.

Yüzgeç, şöyle devam etti:

“Örneğin Atkaya’da realize olan yıkım ve hasar oranı İstanbul için ön görülen deprem risk tahminlerinin üzerindedir. Dolayısıyla artık tahminlerden istatistiki sonuçlardan ziyade somut tespitlere dayalı verilere ihtiyacımız vardır ki riskli yapı stokuna müdahale edilebilsin. Kuşkusuz bu söylediklerime itiraz olabilir. Son 12 yıldır yapıla gelen kentsel dönüşüm uygulamaları örnek gösterilebilir. Fakat TBMM’nin 6 Şubat depremlerine ilişkin çıkarmış olduğu Mayıs 2023 tarihli raporundan anlaşıldığı üzere, son 11 yıl içerisinde ülke genelinde sadece 238 bin civarında riskli yapıya “Kentsel Dönüşüm” adı altında müdahale edilerek yenilenmesi sağlanmıştır. Yani 2012 yılından buyana riskli olduğu varsayılan yapı miktarının sadece yüzde 3-4 civarındaki kısmı yenilenebilmiştir.”

“Yapılan kentsel dönüşüm uygulamalarının doğruluğu ve sağlıklılığı şüphe götürür niteliktedir”

Taner yüzgeç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kaldı ki yapılan kentsel dönüşüm uygulamalarının doğruluğu ve sağlıklılığı şüphe götürür niteliktedir. Çünkü riskli yapı veya riskli bölge tespiti yapılmadan gerçekleştirilen kentsel dönüşümler sadece ve sadece rantı yüksek bölgelerle sınırlı kalmıştır. Bu dönüşüm öyle bir hal almıştır ki, çoğu riskli bölgelerde yaprak bile kıpırdamazken, kıymetli bölgelerde rant getirisinden faydalanmak için yeni binalar bile kitabına uydurulup yıkılıp yeniden yapılmıştır.

Son 12 yılda İstanbul’da riskli olduğu iddiasıyla dönüştürülen bina oranı yüzde 13 civarında olmasına karşın, bu dönüşümlerle yaratılan bağımsız bölüm sayısı yüzde 85 artmıştır. Bu da rantla birlikte kentsel yoğunluğu artırmış, bu durum bir yandan kentsel altyapı üzerinde bir baskı oluştururken diğer yandan yapısal riskleri kentsel risklere dönüştürmüştür. İstanbul’da kentsel dönüşüm ile yaratılan rant değerinin 85 milyar dolar civarında olduğu söylenmektedir. Bu rakam İstanbul’daki 600 bin civarında olduğu düşünülen riskli yapının güvenli hale getirilmesi için ihtiyaç duyulan finansmanın birkaç katı büyüklüğündedir.”

İMO Adana Şube Başkanı Hasan Aksungur’da, bugün yaşanan sorunların uzun tarihsel gelişmelerin sonucu olarak ortaya çıktığını anlattı.

Aksungur, yeni kentlilerin barınma sorununu görmezden gelinmesinin sonucunun tüm kentlerde imar dışı çarpık kentleşme olarak ortaya çıktığını belirterek, “Aralıklarla ve hemen her bölgede meydana gelen yıkıcı ve can kaybı yaratan depremlere ‘yara sarma’ mantığıyla yaklaşılıp, bilimsel ve teknik önlemlerle üzerine gidilmedi. Ya da yeterince gidilemedi. İnsanların depreme dirençli konutlarda barınma sorunu yeterince karşılanmayınca, 6 Şubat 2023 saat 4.17 ve sonrası depremlerde; ülkenin yakın tarihinde görülmemiş bir yıkım ve can kaybı ile karşılaştık. Bu yaşanan sonuca gelinceye kadar aralıklarla çıkarılan imar affı, imar barışı da yıkımların üzerine tuz biber ekti. ‘Asrın Felaketi’, ‘Doğal Afet’ vb. yaklaşımlar öne sürülmekle birlikte, deprem doğal bir afet değildir, önlenemez bir doğa olayıdır. Bunu afete çeviren, depreme dayanıklı olmayan yapılardır” ifadelerini kullandı.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da 6 Şubat depreminde depremde hızlı müdahalenin önemine dikkat çekti.

Prof.Dr. Mehmet Nuray Aydınoğlu ise sempozyum hakkında bilgiler verdi. Aydınoğlu, “Üç gün boyunca 25 sunumun yapılacağı sempozyum kapsamında deprem yer hareketi özellikleri, depremlerde zeminlerin ve zemin yapılarının, konut ve işyeri binalarının, hastanelerin, endüstri yapılarının, köprülerin, kıyı-liman yapılarının ve altyapı tesislerinin gösterdikleri performanslar konunun uzmanları tarafından değerlendirilecek, ayrıca deprem sonrası yaşanan çeşitli sorunlar ele alınacaktır” dedi.

Konuşmaların ardından sempozyuma geçildi. Mehmet Nuray Aydınoğlu’nun yöneticiliğindeki panelde, konuşmacı olarak Taner Yüzgeç, Pof. Dr. Haluk Sucuoğlu, Prof. Dr. Erdem Canbay, Mustafa Özçelik, Barış Erkuş yer aldı.

Sempozyum kapsamında deprem yer hareketlerine ilişkin sunumların yanı sıra, depremde zeminlerin ve zemin yapılarının, konut ve işyeri binalarının, hastanelerin, endüstri yapılarının, kıyı-liman yapılarının ve altyapı tesislerinin gösterdikleri performanslar, konunun uzmanları tarafından yapılacak sunumlarla değerlendirilecek. Sempozyum, son gün gerçekleştirilecek olan “Afet Yönetimi, Yapılaşma, Finansman, Sigorta, Hukuk Sorunları ve Yerel Sorunlar” paneliyle sona erecek.