DOLAR 32,5240 % 0.03
EURO 34,9877 % 0.27
STERLIN 41,3904 % 0.13
FRANG 36,8050 % 0.05
ALTIN 2.435,17 % -0,01
BITCOIN 65.153,99 0.021

Meyve Yiyen Bir Hayvanın En Eski Kanıtı Bulundu

Yayınlanma Tarihi : Google News
Meyve Yiyen Bir Hayvanın En Eski Kanıtı Bulundu

Bilinen en eski meyve yiyen kuş, 120 milyon yıl önce yaşamış Jeholornis adlı bir kuştu ve bu bitkilerin yayılmasına katkıları büyük.

Tukanlardan meyve yarasalarına, yeleli kurtlardan insanlara kadar yüzlerce hayvan meyve yer. Ancak meyve veren bitkilerin çoğu, Dünya tarihinde nispeten yakın bir zamanda evrimleşti ve ilk kez dinozorların son dönemi olan Kretase’de ortaya çıktılar.

eLife’da yayımlanan yeni bir makalede bilim insanları, fosil kuşların kafatası şekillerini ve mide içeriklerini karşılaştırarak meyve tüketimine dair ilk fosil kanıtın izini sürdüler. Sonuç şuydu: 120 milyon yıl önce yaşamış ve bugün gezegeni yöneten bitkilerin yayılmasına katkıda bulunduğu düşünülen erkenci bir kuş olan Jeholornis, bilinen en eski meyve yiyiciydi.

Chicago’daki Field Müzesi’nde fosil sürüngenler küratörü ve yeni makalenin ortak yazarı Jingmai O’Connor, “Bu, herhangi bir hayvanda meyve yemenin en eski kanıtı.” diyor.

“Meyveler, herkesin aşina olduğu inanılmaz bir kaynak ve onları üreten bitkiler her yerde, ancak bu her zaman böyle değildi. Kuşların bu kaynağı nasıl ve ne zaman kullanmaya başladıklarına dair keşif, bu tür bitkilerin bugün neden bu kadar baskın olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir.”

Oxford Üniversitesi’nden bir araştırmacı ve çalışmanın baş yazarı Han Hu, “Kuşlar günümüzde önemli meyve tüketicileri ve tohumların yayılımında önemli roller oynuyorlar, ancak şimdiye kadar kuş tacı grubu dışındaki erkenci kuşların meyve tükettiğine dair doğrudan bir kanıt yoktu. Bu durum, bu önemli bitki-hayvan etkileşiminin kökenlerini anlamamızı engelliyor.” diyor.

Kuşların taç grubu, bugün hayatta olan Neornithes ve onların doğrudan atalarını içeriyor. Ancak diğer kuşlar, on milyonlarca yıl önce evrimleşmeye başladı; bilinen en ilkel erkenci kuş, Jeholornis adlı uzun kuyruklu kuzgun büyüklüğünde bir hayvandı. İlk Jeholornis ile ilk T. rex arasındaki süre, son T. rex ile modern insanları ayıran süre kadardı.

O’Connor, “2002’de tanımlanan ilk Jeholornis fosilinde tüm bu bitki kalıntıları etrafa dağılmış durumda, mide boşluğundan patlamış gibi görünüyorlardı. İnsanlar, bu mide içeriği yüzeysel olarak tohum olarak tanımlandığı için tohum tükettiği tartışılıyordu. 17 yıl sonra, diğer bilim insanları bunun sadece tohumları değil, bütün meyveleri yediğini ve daha sert oldukları için sadece tohumları korunmuş olduğunu öne sürdüler. Bu çalışmada, sadece tohumla mı besleniyor yoksa meyve mi tüketiyor diye görmek istedik.” diyor.

Hu, “Meyve tüketimi birlikte evrimsel karşılıklılık ile sonuçlanabilirken, tohum tüketimi yapmaz, bu yüzden bu iki hipotezi açıklığa kavuşturmak önemli.” diyor. Meyve yemek ve ezilmemiş tohumları dışkılamak bitkilerin yayılmasına ve evrimleşmesine yardımcı olabilir, ancak tohumlar ezilir ve sindirilirse, bu bitkilere yardımcı olmaz.

Bu gizemi çözmek için Hu’nun Çin’deki Shandong Tianyu Doğa Müzesi’nde düzinelerce Jeholornis örneğini incelemesi gerekiyordu. En iyi korunmuş kafatasına sahip olanı seçti ve Avustralya Nükleer Bilim ve Teknoloji Örgütü’nde (ANSTO) taradı.

Taramalar, Jeholornis’in kafatasının modern bir kuştan çok bir dinozora benzeyen birçok özelliğe sahip olduğunu ortaya çıkardı (modern kuşlar, hayatta kalan tek dinozor grubu). Bununla birlikte, kafatasının ağız ve gaga kısmında, modern kuşlarda bulunan küçülmüş dişler gibi bazı özellikler vardı – bu özellikler potansiyel olarak meyve içeren “modern” bir diyete işaret edebilecek özellikler.

Jeholornis’in yeniden yapılandırılmış kafatasını, tohumları öğüten türler; tohumları kıran türler; ve tohumları bütün halde dışkılayarak meyveleri yiyen türler dahil olmak üzere modern kuşların kafataslarıyla -özellikle çeneleriyle- karşılaştırdıktan sonra, analizler tohumların kırılması olasılığını eledi.

Ancak O’Connor, ” Farklı diyetleri sadece çene şekline göre ayırt edemezsiniz. Ama fosillerin diğer kısımları ek ipuçları sağlayabilir. Tohum yiyen kuşların mide değirmeni, kursağı vardır. Yiyeceklerini parçalamalarına yardımcı olmak için taş yutarlar.” diyor.

Jeholornis’in bazı örnekleri kursak taşlarıyla ve bazı örnekleri de bağırsaklarda korunmuş tohumlarla dolu olarak keşfedildi, ancak aynı anda hem kursak taşlarıyla hem de tohumlarla bir Jeholornis örneği hiç keşfedilmedi. Dahası, Jeholornis’in mide boşluklarında bulunan tohumlar bütündü ve ezilmemişti.

Bu sonuçlar, Jeholonis’in yıl boyunca çeşitli yiyecekler tükettiğine işaret ediyor. Meyve mevcut olduğunda, tohumları da dahil olmak üzere meyvenin tamamını tüketiyor ve ardından ezilmemiş tohumları dışkılıyordu. Meyve mevsimi olmadığında başka -daha sert- bir şey yiyor olmalıydı ve bir şeyleri parçalamak için kursağına güveniyordu. Midelerinde bütün tohum bulunan Jeholornis örnekleri meyve mevsiminde ölmüş olmalıydı.

Bu mevsimsel diyet, birçok modern kuşta bulunan bir özellikle paralel. O’Connor, “Kuşlar, belirli bir mevsim için diyetleri ne olursa olsun uyum sağlamak için sindirim sistemlerinin oranlarını büyük ölçüde değiştirebilir. Bu, dinozorlardaki plastisitenin ilk kanıtı.” diyor.

Jeholornis sadece bilinen ilk meyve yiyici değil, aynı zamanda bilim insanlarına kuşların meyve üreten bitkilerin evrimleşmesine nasıl yardımcı olduğuna dair bir pencere sunuyor. Hu’ya göre kuşlar, evrimsel gelişimlerinin erken evreleri boyunca tohumları dağıtmak için çalışmış olabilir.

“Son derece hareketli tohum dağıtıcıları olarak, erken meyve yiyici kuşlar, bu nedenle, anjiyosperm (kapalı tohum) bitkilerinin dünyaya yayılmasının başladığı Kretase Karasal Devrimi sırasında kuş-bitki etkileşimlerinin potansiyel bir rolünü gösterebilir.” Meyve taşıyan bitkiler, kuşlar meyveyi yiyip tohumları ana bitkiden uzağa bıraktığında orman yangını gibi yayılabilir; bu model Jeholornis gibi kuşlarla başlamış olabilir.

Jeholornis’in meyve yemesi, uçarken onu dengede tutmak için bir dümen gibi çalışabilecek uzun kuyruğu da dahil olmak üzere uçmasına yardımcı olabilecek özellikleriyle de örtüşüyor. O’Connor, “Meyve diyeti, Jeholornis’in uçmada daha iyi olması için evrimsel bir baskı oluşturmuş olabilir.” diyor. “Sonsuza kadar bir ağaçta oturup meyvelerini yiyemezsiniz, etrafta hareket edebilmeli ve uçup nerede olduklarını görerek bu kaynakları tanımlayabilmelisiniz.”

Hu, araştırmamızın kuş ekolojisi, trofik etkileşimler ve Kretase Karasal Devrimi ile ilgilenen paleontologların, ekologların, zoologların ve botanikçilerin araştırmalarına ilham vermesini umduğunu söylüyor. Çalışma ayrıca, gelecekteki araştırmacılara soyu tükenmiş hayvanların ekolojilerini ortaya çıkarmak için benzer analizler yapma konusunda ilham verecek olan karmaşık paleoekolojik soruları çözmek için aynı anda birden fazla son teknoloji yöntemi uygulama konusunda bir amiral gemisi olma özelliğini taşıyor.

Kaynak: Arkeofili – Buket Çağlayan