DOLAR 32,2053 % -0.22
EURO 35,1156 % -0.22
STERLIN 41,0337 % -0.05
FRANG 35,4067 % -0.62
ALTIN 2.500,70 % 1,40
BITCOIN 66.819,68 -0.083

LGBTİ+Neçirvan: “Yaşamak zor ama mücadele etmek güzel”

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi : Google News
LGBTİ+Neçirvan: “Yaşamak zor ama mücadele etmek güzel”

✍ Haber: Şehriban Türlü (Çukurova Bülten Haber Merkezi)

17 Şubat 2024 tarihinde ‘İnsan Hakları Eylem Planı Çerçevesinde Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transeksüel, İnterseksüel (LGBTİ+) Hakları ve İhlalleri’ raporunu paylaşıldı. İnsan Hakları Derneği (İHD), paylaştığı raporda LGBTİ+’ların birçok eylem ve etkinliklerde iktidar tarafından kriminalize edildiğini, bayraklarının dahi suç sayıldığını, İstanbul Sözleşmesinin LGBTİ+’lar bahane edilerek kaldırıldığını ve tüm bunlardan hareketle eşcinsellerin sürekli hedef gösterildiğini açıklamıştı.

Özellikle 14 Mayıs 2023 seçimlerinde birçok siyasi partinin saha çalışması malzemesi haline gelen homofobi nedeniyle LGBTİ+ bireylerin yaşam kaygıları artıyor.

Van’da 2015 yıllarında aktif olan sonrasında faaliyetlerini baskılardan dolayı durduran AH TAMARA LGBTİ örgütünden sonra uzun yıllar sonra Keskesor LGBTİ+ kurumu aktifleşerek kentte LGBTİ+’lara dair hak savunuculuğu yapıyor.

Van’da 2015 yılında LGBTİ aktivisti olan Neçirvan’ın intihar etmesinden dolayı Neçirvan ismini alan bir LGBTİ+ bireyi “Cezasızlık politikasıyla saldırılar artıyor” diyor.

‘LGBTİ+ ölümleri haberlere yansımıyor’ 

Daha önce intihar eden arkadaşının ismini aldığını duyuran Neçirvan, “Bu benim atanmış ismim değil. Yani kimliğimde bu isim yazmıyor. Bu ismi seçmemin nedeni 2015 yılında Van’da yaşamına son veren Van Ah Tamara LGBTİ İnisiyatifi aktivisti Neçirvan’ın isminden geliyor. Neçirvan bizim bildiğimiz bu kentte hayatına son veren bir LGBTİ+ arkadaşımız. Kendisi aktivist olmasaydı belki de haberimiz olmayacaktı vefatından. Bu topraklarda daha ismini duymadığımız, bilmediğimiz pek çok LGBTİ+ intihar ediyor ya da katlediliyor. Bunlar çoğu defa haberlere yansımıyor” diyor.

‘Hayat zor ancak mücadele etmek güzel’ 

Van’da daha önce Ah Tamara LGBTİ İnisiyatifinin varlığını hatırlatan Neçirvan, “Bu inisiyatif barış sürecinde kurulan ve Van’da LGBTİ+ alanında mücadele eden güzel işler yapan bir oluşum. Daha sonra barış sürecinin bitmesiyle beraber güvenlik sorunundan kaynaklı bu inisiyatif dağılıyor. Ben yıllarca bir şekilde kendimi tanıma süreci geçirdim. Kürt illerinde kendini tanımak kimliğinin farkında olmak erken yaşta başlasa bile burda örgütlenmek biraz daha geç yaşta başlayabiliyor. Gerek aile ile gerek toplumla gerek radikal İslami gruplarla karşı karşıya gelebiliyorsun. O nedenle ben de geç bir tarihte örgütlendim. Aileme karşı hala mücadele yürütüyorum. Kimliğimi bilmiyorlar. Gizli bir şekilde aktivizm yapmaya çalışıyorum. Hayat zor ancak mücadele etmek çok güzel. Mücadele ettikçe güzelleştiğini fark ediyorum bu hayatın. Mücadele olmasaydı ne yapardım acaba diye düşünüyorum. Sade bir hayat bana göre değil. Normal bir hayatımız yok zaten. Eğer ki eziliyorsak bununla mücadele etmeliyiz. Sesini çıkaramayanların sesi olmalıyız” sözlerini ekliyor.

‘Cezasızlık politikası saldırıları arttırıyor’ 

Son süreçte LGBTİ+’lara yönelik baskı, şiddet, saldırının arttığına değinen Neçirvan, “Bunun temel nedenlerinden biri mevcut hükümet yetkilileri tarafından her gün üretilen nefret söylemi. Bu nefret söylemlerinin üretilmesi ve artırılması bizi hedef haline geliyor. Bunun sokakta yansıması da şiddetle, saldırılarla, katliamlarla sonuçlanıyor. Mevcut anayasa ne yazık ki bizi korumuyor koruyamıyor. Bu da nefret saldırılarını güçlendiriyor. Saldırganlar, katiller cezasızlıkla ödüllendirileceklerini bildikleri için çok rahat bir şekilde bizlere saldırabiliyorlar” sözleri ile tepki gösteriyor.

Van’da açık kimlikli bir LGBTİ+ olanların saldırıya sürekli açık olduğunu söyleyen Neçirvan, kentteki LGBTİ+ görünürlüğünün az olmasının ve saldırı siyasetinin buna zemin açtığını ekliyor. LGBTİ+ dostu olan mekan ve bireyler sayesinde sosyal alanlar yakalayabildiklerini söyleyen Neçirvan, belirli bir kesimin saygısının olması onları ayakta tutma nedeni olarak açıklıyor.

 ‘Ezilenin ezileniyiz’ 

Neçirvan, konuşmasının devamında şu sözlere yer veriyor:

“Hem Kürt olmak hem de LGBTİ+ olmak çok zor. Yıllar önce bir Kürt LGBTİ+aktivisti şöyle yorumlamıştı, “Kürt LGBTİ+ olmak ezilenin ezileni olmaktır” Katılıyorum bu açıklamaya. Biz sadece cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği mücadelesi vermiyoruz ayrıca ulusal kimlik mücadelesi de veriyoruz. Bu toprakların çocuklarıyız. Bu toprakların sorunları bizim de sorunlarımızdır. O nedenle hetoroseksizme, militarizme, ırkçılığa, ayrımcılığa, eşitsizliğe karşı barış mücadelemizi veriyoruz. Bu topraklara barış gelmesi gerekiyor. Barış bütün sorunlarımızı çözecektir. Önce kendimizle barışmamız gerekiyor tabi.”

 ‘LGBTİ+’ların yasalarla güvenceli hale gelmesi lazım’ 

LGBTİ+’lar için kazanımın olduğu bir kent olmadığının altını çizen Neçirvan, “Bugün İstanbul Türkiye’nin en büyük şehri olmasına rağmen çok özgür görünse de en çok LGBTİ+ cinayetlerinin gerçekleştiği şehirdir orası. Yine İzmir çok modern bir şehir olarak görünse de LGBTİ+ cinayetlerinin ve saldırılarının gerçekleştiği 2. şehir olarak sıralamada yer alıyor. Amed’te 15 yıldır LGBTİ+ özgürlük mücadelesi yürütülmesine rağmen hala orada LGBTİ+’lar saldırıya uğruyor. Kürt illerinden en ilerici kenti olan Dersim’de bile LGBTİ+’lar ayrımcılığa maruz kalabiliyor. Bugün bölgede ve ülkede her kent LGBTİ+’lar için güvenli değildir. Bu güvenliğin sağlanması için LGBTİ+’ların yasalarla güvenceli hale gelmesi lazım. Mevcut iktidarın güncel politikaları bu güvenliği sağlamıyor.” diyerek yasalarda iyileştirme çağrısında bulundu.

‘Bu toprakların çocuklarıyız’ 

Neçirvan son olarak şu çağrıda bulundu:

“LGBTİ+’ların özgürlük mücadelesine bugün bütün kesimlerin destek olması lazım. Siyasi partilerin, kadın örgütlerinin, gençlik örgütlerinin, sendikaların, meslek odalarının, ekoloji hareketinin LGBTİ+’larla daha fazla bir araya gelmesi gerekiyor. Birleşik mücadele ile daha görünür hale gelebiliriz. Bugün Van’da Keskesor LGBTİ+ Oluşumu olarak etkinlik yapmak için mekan bulamıyoruz. Bahsettiğim hareketlerin bize alan açması gerekiyor. İnsan hakları, çevre hakları, hayvan hakları alanında mücadele eden bütün kesimlerin LGBTİ+’ları görmesi ve haklarını savunması lazım. LGBTİ+ hakların insan haklarıdır. Görülmemiz, tanınmamız lazım. Diyorlar ki size saygı duyuyoruz. Hayır saygı duymak değil önce bizi kabul etmeniz lazım. Bizi de toplumun bir parçası olarak görmeleri lazım. Bu toprakların çocuklarıyız, burdayız, hiçbir yere de gitmiyoruz.”