DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Deprem bölgesinde çalışan tiyatrocular anlatıyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
Deprem bölgesinde çalışan tiyatrocular anlatıyor

Deprem bölgesinde çocuklarla psikososyal destek çalışmaları yapan tiyatrocular, çocukların psikolojisini önemsemeyen şov amaçlı gösterilere tepkili.

Oyunbaz: İzleyici yok, herkes oyunun bir parçası

Maraş Depremi’nin ardından bölgeye koşanlar arasında sanatçılar, özellikle tiyatrocular da vardı. Tiyatroevi’nden Hamit Demir, Van depreminden bu yana geliştirdiği özel “Oyunbaz” tekniğiyle binlerce çocuğa ulaştı. “Afet alanı bir gösteri alanı değil” diyen tiyatrocular, “iyi niyet”in yeterli olmadığını belirterek, “Depremin dördüncü, beşinci günü palyaço kıyafetleri giyerek ya da kortejler kurarak oralarda gezmenin anlamı ne? diye soruyorlar.

Bölgede çocuklara psikososyal destek veren ekipte yer alan Tiyatroevi’nden Hamit Demir, Mavi Sanat’tan Ahmet Akdeniz ve Psikolojik Danışman Sümeyye Atasoy, çalışmalarını ve deprem bölgesindeki gözlemlerini Avrupa Birliği CultureCIVIC Kültür Sanat Destek Programı’nın desteğiyle hazırlanan Kamusal Tiyatro Projesi kapsamında gazeteci yazar Mustafa Kara’ya anlattı.

Oyunbaz Hamit Demir, 1999’da el yordamıyla, Van ve İzmir depremlerinde daha bilinçli yaptığı çalışmaları Hatay’da, uzmanların da yardımıyla, çok daha ileriden sürdürüyor. Mavi Sanat’tan Ahmet Akdeniz ise Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu ve okul biter bitmez çocuklarla çalışmaya başlamış. “Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum, ama ne yapmamam gerektiğini biliyordum” dediği o günlerden itibaren hasta ve engelli çocuklarla, travma bölgelerindeki çocuklarla, hapishanelerdeki çocuklarla çalışmış. Afet sonrası çocuklarla yapılacak çalışmalar için de uzmanlardan eğitimler almış.

4. GÜN PALYAÇO KIYAFETLERİ GİYEREK GEZMENİN ANLAMI NE?”

Hamit Demir, “Oyunbaz” tekniği konusunda yalnız olduğunu belirterek, bazı STK’ların kendisini aradığını, ancak “yalnızca kendi bildiklerini yapmak istediklerini” vurguluyor. “Sanat iyileştirir” cümlesinin kibrinden vazgeçilmesi gerektiğini vurgulayan Hamit Demir, bir çift çorabın daha çok işe yarayabildiğini söylüyor: “Çok kaba, çok zarar verici, hiçbir yararı olmayan, yalnızca şov amaçlı ve inanılır gibi olmayan kibirli işler yapılıyor. İlk üç ay travma dönemi, bu dönemde ruh sağlığı uzmanlarının belirlediği yöntemlerle çalışılmalı. Ameliyathaneye girmişsiniz, doktor ameliyatı yapacak neşter istiyor, sen diyorsun ki ‘hastana şöyle bir şeyler yapayım, onu güldüreyim.’ Anlatabiliyor muyum durumun absürtlüğünü? Yapmayın arkadaş. Depremin dördüncü, beşinci günü palyaço kıyafetleri giyerek ya da kortejler kurarak oralarda gezmenin anlamı ne?

Travma dönemlerinde sanatçıların tek işlevinin “ruh sağlığı çalışan uzmanların çalışmalarına eşlik etmek, onların işlerini kolaylaştırmak” olduğunu dile getiren Hamit Demir, ilk hafta böyle bir iş bile olmadığını söylüyor: “Ben gideyim insanlara moral vereyim. Verme arkadaş, verme! Ruh sağlığı uzmanları bunu anlatıyor. İnsanlara zarar verme olasılığı olan bir şey varsa, yüz kişiden birini bile bu alanda riske atıyorsa yapma. Dur. Bilim diyor ki, yapma!”

BALONLAR ÇOK TEHLİKELİ, PATLIYORLAR, UÇUYORLAR!”

Hamit Demir, kendini geliştirmek için uğraştığını hatırlatarak, “Ne olur biri desin ki bana ‘ne yapıyorsun, nasıl katkı sağlarız?’ İzmir’den Ahmet Akdeniz var, bir de psikoloji birimindeki arkadaşlar var. Biz bu yöntemi anlattığımız halde kimse ilgilenmiyordu. Bu her psikoloğun da bildiği bir şey değil ki! Özellikle afetleri çalışmış, travma dönemini çalışmış bilim insanlarıyla çalışmamız gerekiyor. Sanat ne zaman işe yarıyor biliyor musunuz? Üç buçuk, dört ay geçtikten sonra, yaşamın kendi normal ve dinamikleriyle akmaya başlayacağını varsaydığımız dönemde. Sanatsal etkinlikler çok ciddi işlevler görmeye başlıyor. Hele ilk 8 haftada materyal kullanmak bile tehlikeli. Mesela balon hediye etmek istiyorlar, yapmayın diyorum. Niye, diyorlar. Balonlar çok tehlikeli, çünkü patlıyor, uçup gidiyor. Yeni bir kayıp! Bu tetikleyici bir şey. O dönemde insanların hediyeye ihtiyacı yok, yaşam desteğe ihtiyacı var. Kış geldi, yağmur yağıyor, paltoları yok üstlerinde, çorapları yok. Ne oldu şimdi o ilgi?”

Ahmet Akdeniz de, travma döneminin sanatın performansını gösterebileceği bir dönem olmadığını vurgulayarak, şunları söylüyor: “Bundan çok eminim çünkü gözlerimle gördüm. Çocukların paylaştıklarını biliyorum.”

ÇOCUKLARI KENDİ DUYGUSUNDAN KOPARDILAR”

Tiyatro sanatçısı Ahmet Akdeniz de, afet alanını bir şenlik, bir karnaval havasına çevirmeye kimsenin hakkı olmadığını vurguluyor. “Çocukların duygularını yaşamaya ve o süreçte acılarını ifade etmeye ihtiyaçları var” diyen Akdeniz, bilim insanlarının tavsiyesiyle materyal kullanmaya üç ay sonra başladıklarını anlatıyor. Ahmet Akdeniz, depremden iki hafta sonra iki çocuğun “İyi ki deprem oldu” dediğini aktarıyor ve ekliyor: “Neden mutlu çocuklar? Çünkü alana palyaçolar geldi, müzisyenler geldi, yüzleri boyandı, şenlik ortamı var. Çocuğu kendi duygusundan koparıyorsunuz. Bunu yapamazsınız, kötü müteahhit ile eşdeğersiniz bunu yaparsanız. Nasıl ki müteahhit bina yıkıyorsa, siz tüm psikolojiyi yıkıyorsunuz.”

Psikolojik Danışman Sümeyye Atasoy, “Oyunbaz” çalışmayı bilimsel alana taşıyan unsurlardan birinin yazdıkları gözlemler ve raporlar olduğunu söylüyor. Sahada iyi niyetlerle pek çok şey yapıldığını ve genelde çocuklarla çalışıldığını dile getiren Atasoy, bunların bir düzende olmadığı sürece, bilimsel bir veri haline gelmediği sürece işlerine yaramadığını söylüyor. Atasoy da, oyuncak ve benzeri materyallerin çocuklara yıkımı hatırlatabileceğini, rekabete dayalı oyunların oynanmaması gerektiğini dile getiriyor.

OYUN ESASLI PSİKOSOSYAL DESTEK ÇALIŞMASI”

Hamit Demir, “Oyunbaz” tekniğini ise şöyle özetliyor: “Biz çocuklarla oyun ve oyunbazlık esaslı psikososyal destek çalışması yürütüyoruz Oyunbaz bütün bu çalışmayı planlıyor. Bu çalışmalar aslında daha önce psikolog, psikolojik danışman ya da sosyal hizmet uzmanı tarafından belirlenmiş sürecin akut döneme ilişkin içeriklerini kapsıyor.”

Oyunbaz’ın yönlendirici ya da eğitmen olmadığını, çocukların oyun arkadaşı olduğunu vurgulayan Hamit Demir, “Oyun kuruyor, oyun bozuyor, oyun içerisinde hareket ediyor. Çocukların oyun arkadaşı olarak hareket ettiği için onlarla eşitlenme alanı yaratıyor.” Psikolojik Danışman Sümeyye Atasoy da bu duruma dikkat çekerek, “Lider de olmadığı için herkes eşit ve herkes için rahat, özgür bir alan orası. O yüzden tüm duyguyu orada ifade edip, katarsis yaşayabiliyor çocuk” diyor. Demir, tüm bu sürecin ölçülebilir, raporlanabilir nitelikte olduğunu, uzmanların aldığı notlarla, danışmanlarla süreci yeniden değerlendirdiklerini ifade ediyor.

Ahmet Akdeniz de, oyunbaz tekniğinin yaşayan bir teknik olduğunu hatırlatarak şunları söylüyor: “Oyunbaz tekniği için hayalim sürekli var olması. Biz henüz en iyisini yapmıyoruz, en iyisini yapacağız bir gün. O gün de diyeceğiz ki, daha iyisini yapacağız. Buraya birçok sanatçının dahil olmasını isterim. Oyunbaz tekniği bir deneyim aktarma aracı. Bir müzisyen, bir ressam olabilirsiniz, bir hafta sonra bana bir şeyler öğretmeye başlarsınız. Hamit hoca bizim ustamız, ama üst dil, alt dil, rütbe yoktur. Psikososyal gözlemciler de oyunun bir parçası oluyorlar. Bize gelip soruyorlar ‘İzleyebilir miyiz?’ diye. Hayır, izleyemezsiniz, ama oynayabilirsiniz:”