DOLAR 32,5150 % -0.02
EURO 34,9913 % 0.25
STERLIN 41,4502 % 0.21
FRANG 36,7986 % 0.02
ALTIN 2.432,11 % -0,13
BITCOIN 64.946,01 -0.298

Cumartesi Anneleri 992. Haftada Emine Erdoğan’a seslendi

Yayınlanma Tarihi : Google News
Cumartesi Anneleri 992. Haftada Emine Erdoğan’a seslendi

Cumartesi Anneleri/İnsanları 992. Haftaki eylemlerinde 28. yıl önce gözaltında kaybedilen Talat Türkoğlu dosyasına dikkat çekti. Eylemde, Meydanın etrafını saran bariyerlerin de kaldırılması istendi.

“Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebiyle eylem yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 992. hafta buluşması bugün Galatasaray Meydanı’nda yapıldı.

Kayıp yakınları 4 Kasım 2023’ten bu yana her hafta Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapıyor. 

Hak savunucularından sadece 10 kişinin basın açıklamasına katılmasına izin verildi.

Haftanın açıklamasını İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi üyesi Zeynep Yıldız okudu.

“28 yıldır soruyoruz: Talat Türkoğlu nerede?”

Bianet’ten Evrim Kepenek’in haberine göre; Yıldız şunları belirtti:

“Gözaltında kaybedilişinin 28.yılında Talat Türkoğlu dosyasında uluslarası hukuka aykırı olarak verilen tüm zamanaşımı kararlarının kaldırılmasını ve dosyanın yeniden açılarak etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmesini talep ediyoruz.”

“Kaç yıl geçerse geçsin, Talat Türkoğlu için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

Yıldız, ayrıca şu noktalara dikkat çekti:

*1992.haftamızda da bizi gerçek toplanma mekanımızdan ayıran polis bariyerlerinin önündeyiz.

*AYM’nin ihlal kararlarına rağmen, mekan yasağı ve katılımcı kısıtlamalarıyla toplanma özgürlüğümüze yönelik ihlal devam ediyor.

*992 haftadır ısrarla dile getiriyoruz: Kayıp yakınlarına etkili ve ulaşılabilir iç hukuk yolu sağlanmıyor. Onların seslerini duyurma ve taleplerini görünür kılma çabaları yasaklarla, kısıtlamalarla ve yargı tacizleriyle engelleniyor.

*992 haftadır hatırlatıyoruz: Kayıp yakınlarının “devletin güvenlik güçler tarafından gözaltına alınan sevdiklerimize ne oldu?” sorususun muhatabı yalnız suçun işlendiği dönemin iktidarları değil, suçu açığa çıkarma,  faillerini cezalandırma sorumluluğu bulunan sonraki tüm iktidarlardır. Zira gözaltında kaybetmelerde, sadece olayın gerçekleştiği dönemdeki iktidarların değil, aynı zamanda sonraki iktidarları da kapsayan bir sorumluluk zinciri vardır.

“Meydan da kayıplarımızdan da vazgeçmeyeceğiz”

Açıklamanın ardından konuşan Talat Türkoğlu’nun kız kardeşi Münibe Türkoğlu şunları söyledi:

“Yirmi sekiz yıldır abimiz için adalet istiyoruz. İlk defa bu meydana geldiğimizde annem de sağdı. Adalet istedik, bulunsun kardeşimiz istedik. Onlar bize yanıt vermedi. Ama biz onu aramaktan vazgeçmedik. Bu alandan da onları arayıp sormaktan da vazgeçmeyeceğiz. Ve bu ülkedeki annelerin sesi kesilemez .”

Sonrasında konuşan Hüseyin Toroman’ın Sakine Toroman da şunları söyledi:

“Diyecek siz kalmadı. Kaç yıldır soruyoruz. Bu bariyerler neden burada? Bu bariyerler kimi koruyor neyi koruyor? Bizi bu bariyerlerin önüne kapattılar. Biz buradan da kayıplarımızdan da vazgeçmeyeceğiz.”

Toroman’ın sonrasında konuşan gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Cumartesi Annesi Hanife Yıldız, Emine Erdoğan’a seslendi:

“Emine Erdoğan kendini bizim yerimize koy. Oğlumu da kendi oğlun yerine koy. Sen bu adaletsizliğe dayanır mıydın? Annelik başka bir duydu, kadın milletvekilleriyle buraya gelsin kendini bir günlüğüne benim yerime koysun. Bakın bu duyguyu nasıl yaşar? Bizi suçlamaktan vazgeçer bize hak verir.”

“Adalet Bakanı bu haksızlıkları görmüyor mu?”

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’a da seslenen Yıldız, “Cumhurbaşkanına sesleniyorum, onun verdiği cesaretle konuşuyoruz diyeceğim. Dediki ‘meydanlarda dolaşırken sesinizi yükseltin ki biz de ne yaptığımızı bilelim’ 29 yıldır buradayız, meydandan sesleniyoruz. Bizi duy Erdoğan. Bir de İçişleri Bakanı’na sesleniyorum. Bakın bizi buraya diktiniz. Ama bu bariyeler bir gelip görseydiniz, meydanlarda dolaştınız o kadar. Adalet Bakanı buradaki adaletsizliği görmüyor mu?

Açıklamaların sonunda, Galatasaray Meydanı’na karanfiller “Tüm kayıplarımız için adalet istiyoruz”, “Sebahattin Ali için adalet istiyoruz”, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” cümleleri eşliğinde bırakıldı.

Türkoğlu nasıl kaybedildi?

992.haftamızda, bugüne kadar hiçbir iktidarın sorumluluğunu yerine getirmediği  Talat Türkoğlu dosyasında adalet sağlanması talebiyle buluştuk. 

Sosyalist kimliğiyle bilinen 45 yaşındaki Talat Türkoğlu İstanbul Avcılar’da yaşıyordu. 

29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. Ailesinin yanında kaldığı sürede onlar da bu duruma tanıklık etti.1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı.

Türkoğlu Ailesi, İnsan Hakları Derneği ve Uluslararası Af Örgütü’nün tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. Resmi makamlar  Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını ve nerede olduğunu bilinmediklerini söyledi.

 1997  yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın yaptığı itiraflar basına yansıdı.Talat’ın eşkâl, kullandığı saat, giysi, ayakkabı, cüzdan bilgilerini ayrıntıları ile veren  Kasım Açık; Onun Edirne yakınlarında bulunan Çadırkent’te polisler, askerler ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından sorgulandığını ve işkence ile öldürülen bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını söyledi. 

Bu beyanlar üzerine Türkoğlu Ailesi ek bir soruşturma yapılması için savcılığa başvurdu.Ancak savcılık, etkin bir soruşturma yürütmeden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi.

AİHM’e taşınan davada ise Türkiye, etkili bir soruşturma yapmadığı ve Talat Türkoğlu’nun yaşama hakkını korumaya yönelik yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle mahkûm oldu.

AİHM’in Türkiye’yi mahkûm etmesinin ardından İHD avukatı Gülizar Tuncer, Edirne Savcılığı’na dilekçe ile başvurarak AİHM’in verdiği mahkûmiyet kararı gereği, soruşturmanın derinleştirilerek sürdürülmesi talebinde bulundu.Ancak Edirne Savcılığı, evrensel hukuka aykırı bir biçimde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Bu karar üzerine yapılan itiraz başvurusu reddedildi. 

Aile 18 Ağustos 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.Anayasa Mahkemesi de 2020 yılında başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. Aile kararın icrası için tekrar AİHM’e başvurdu.

Kısacası Talat Türkoğlu’nun gözaltında kaybedilmesi ile ilgili iç hukukta tüm başvuru yolları denenmesine rağmen, zamanaşımı devreye sokularak  dosya kapatıldı.