DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Ataerkil zihniyet yerel medyada da kadın istihdamını engelliyor

Yayınlanma Tarihi : Google News
Ataerkil zihniyet yerel medyada da kadın istihdamını engelliyor

Yerel medyada var olan kadın istihdamı sorununun perde arkasında da Ataerkil zihniyetin oluşturduğu söylemler ve yönetim algısı yatıyor. Adana’da yerel medyada yer alan kadın gazeteciler, bir araya gelerek örgütlenilmesi ve eril medyaya karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

Erkeklere oranla özellikle sahada çalışan kadın muhabir ve gazeteci sayısı oldukça az

Yerelde çalışan kadın istihdamını  yetersiz bulduğunu söyleyen Fatoş Sarıkaya, “Erkeklere oranla özellikle sahada çalışan kadın muhabir ve gazeteci sayısı oldukça az.

Gazetecilik mesleğinin şartları her an, her yerde olmayı, birçok olağanüstü koşullar ve olayların içinde bulunmayı gerektirdiği için kalıplaşmış toplumsal cinsiyet rolleriyle uyuşmadığından bu sektörde kadın sayısının az olduğunu düşünüyorum. Bu mesleğin ‘erkek işi’ olarak görülmesinden kaynaklı kadınlara yeteri kadar alan açılmıyor ve meslekte yükselmeleri bir yana devam etmeleri bile güçleştiriliyor. Bu durum yerelde daha bariz bir şekilde varlık gösterdiği için kadın çalışan sayısının az olduğunu düşünüyorum” dedi.

Yerelde çalıştığı dönemler sorunlarla karşılaştığını ifade eden Sarıkaya, “Yerelde çalıştığım yıllarda erkeklerle aynı işi yaptığım, hatta daha fazla iş yaptığım halde eşit ücret alamadım. Bunun yanında bir de temizlik, çay ve yemek yapmak gibi işleri de yapmam talep edildi. Öte yandan kadın gazeteci olarak tacize, haksızlığa ve ayrımcılığa maruz kaldım. Bunlar zorlayıcı kısımlarıydı.Şu anda çalıştığım ajansta erkeklerle aynı koşullarda çalışıyorum fakat yerelde kadınlar hala erkeklere oranla kötü koşullarda çalışmaya devam ediyorlar ne yazık ki” sözlerine yer verdi.

Kadınların bir araya gelerek örgütlenmesi gerektiğini belirten Sarıkaya, “Medyadaki hakim eril tahakküme karşı pes etmek yerine haklarımız için mücadele etmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Biz kadınlar hayatın her alanında eşit olmak için daha fazla çaba göstermememiz ve mücadele etmemiz gerekiyor ne yazık ki. Bu çoğu zaman zorlayıcı olsa da mesleki anlamda kadınların bir araya gelerek örgütlenmesi ve eril medyaya karşı mücadele etmesi oldukça önemli” dedi

“Biz kadınlara hep bir rol model biçilmiş”

Kadın istihdamının sadece yerelde sorunlu olmadığını dile getiren Pınar Aytekin, “Yapılan araştırmalara göre (aslında birazda olsun yüzümüzü güldüren) geçtiğimiz yıl Türkiye’de çalışan kadın sayısı 6 milyonken bu yıl Temmuz ayı itibarıyla bu rakam 10 milyonun üzerine çıkmış durumda. Tabi ki yeterli değil. Kadınların her alanda var olması gerektiğine inanan biriyim. Ben de yerelde gazetecilik yapıyor ve kendi ajansımı işletiyorum. Yerelde kadının istihdamı konusunda özellikle basında biraz daha zorlanıyoruz. Maalesef çocukluktan, evlendirildiğimiz döneme kadar biz kadınlara hep bir rol model biçilmiş. ‘Evinin kadını, çocuklarının anası’ gibi. Çocukluktan bu yana hep eksik diye sınıflandırıldık, ayrıştırıldık, ‘sen sus eksik eteksin, elinin hamuruyla erkek işine karışma’ gibi sözlerle biz kadınları hep arka plana itmeye çalışan bir cenah oldu. Ama artık öyle bir çağda yaşıyoruz ki kadının gücü her platformda var. Kadın her alanda başarılı ve her alanda istihdam sağlayarak dünyaya faydalı oluyor. Yerelde de kadın istihdamı olmalı, olmak zorundadır” sözlerine yer verdi.

 

Mesleğe ilk başladığı yıllarda çok zorlandığını vurgulayan Aytekin, “Kadın olmanın dayanılmaz hafifliği, derler ya (!) şaka bir yana toplumun bakış açısı biraz daha farklıydı. Ama yıllarca meslekte var olan bir kadın olarak belki de kendini, kimliğini kanıtlamış bir kadın olmayı başardım. Bana ilk öğretilen ‘Gazetecinin cinsiyeti olmaz’ cümlesiydi. Önceleri anlamıyordum ama şimdi o kadar iyi anlıyorum ki. Mesleklerimizi cinsiyete göre ayırmamak gerekir,önemli olan işi severek ve bilerek yapmaktır. Faydalı olunabilinen her yerde çalışmak gerekir” dedi.

Kadının her koşulda başarılı olabileceği söyleyen Aytekin, sözlerine şöyle devam etti:

“Kadın ne iş yaparsa yapsın duruşunu ve çizgisini bozmasın. Hele ki hayallerini asla yarıda bırakmasın. Çocukluğumdan beri en büyük hayalim ‘hayata atılan bir imza’ olabilmekti. Evet, şimdi hayata bir imza attım ve bu hayalimi gerçekleştirdim. Bitti mi, tabi ki hayır, daha yaşanacak çok şey var, gidilecek çok yol var…Cinsiyet ayrımı yapmak kadar kötü bir şey yok bu hayatta. Kadın ne bir seks makinesidir, ne de boğaz tokluğuna çalışan bir hizmetçi. Kadın anaçtır, kadın toparlayıcıdır, kadın isterse dünya bile değişir. Çünkü o dünyayı değiştirecek güç kadın da vardır. Kadın zayıf olduğu için ağlamaz, yorulmuştur, bezmiştir ve ciddi anlamda neden bu kadar çok güçlüyüm, diye ağlar, inanın. O yüzden son kez diyeceğim şudur ki, ne olursa olsun bu dünyada sesinizi bir şekilde duyurun, kendinizi hapsetmeyin, hele yüreğinizi asla. Ne istiyorsanız, ne seviyorsanız onu yapın. Unutmayın ki sevmediğiniz bir şeyi size asla kimse sevdiremez, sevdiğiniz bir şeyi de kimse sizin elinizden alamaz…”

“Çoğu işveren kadın gazeteci yerine erkek gazeteciyi tercih ediyor”

Yerel basında kadın istihdamının erkek istihdamının yarısı kadar bile olmadığından yakınan Cansu Ersoy, “Benim çalıştığım kurumda bu durum tam tersi olsa da maalesef çoğu kurumda yalnızca 1 tane kadın çalışan bulunuyor. Genel olarak konuşacak olursak çoğu işveren kadın gazeteci yerine erkek gazeteciyi tercih ediyor. Bu durum sadece yerel basına özgü bir durum değil. Ulusal sayabileceğimiz kurumlarda da kadın gazeteci sayısı çok az. Gazetecilik bazılarına göre bir yönden güç gerektiren bir meslek olarak da algılanıyor. Siyaset ve spor gibi erkek egemenliğinin çok olduğu konularla içiçe olduğu için kadının bunun altından çok fazla kalkamayacağı düşünülüyor. Ben bunun biraz da geçmişten kaynaklandığını düşünüyorum. Geçmiş zamanlarda kadınlar çok fazla okutulmadığı ya da okumadığı, çalıştırılmadığı için gazetecilik alanında çoğunlukla erkekler çalıştı ve şu anda bu durum aşılamıyor. Geçmişte bu şekilde başlayan çoğu meslek için de bence bu fikir geçerli. Bir yandan da pek saati belli olmayan, mesai saati bulunmayan bir meslek. Bu yüzden çoğu kurum geç bitecek işlere kadını göndermeyi tercih etmiyor ve bu tür durumları, çalışan alırken extra olarak düşünüyor. Bunun da etkili olduğunu düşünüyorum” dedi.

Çalışırken kendisini zorlayan durumlar olduğunu belirten Ersoy, “Meslek çok güzel ama bir o kadar da zor bir meslek. Fakat bu zorluklar kadın olduğum için değil insanlarla çok fazla iletişim kurmak zorunda olduğum bir meslek olduğu için doğuyor” açıklamasında bulundu.

Erkeklerle eşit şartlarda çalıştığını söyleyen Ersoy, “Çalıştığım kurum herhangi bir şekilde bir habere gitmem ya da gitmemem konusunda önüme bir engel koymuyor veya beni diğer erkek çalışanından ayırmıyor. Diğer kadın ya da erkek meslektaşlarım yönünden hiçbir şekilde kadın olduğum için olumsuz bir muamele görmüyorum. Ben bu durumun biraz da öz iradeyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Eğer erkeklerle eşit olduğunuza inanır ve öyle hareket eder, çekinmezseniz diğerlerinin bu fikri yıkmak için bir çabası olmuyor. Hatta bir kadın olarak bu mesleği sürdürme çabamı gördükleri için diğer meslektaşlarımın desteğini ve takdirini bile alıyorum. Gazetecilik güzel ve gerçekten çok kutsal bir meslek. Bu mesleğin sadece erkek mesleğiymiş, kadınlar sahada bu mesleği yeterince iyi yapamazmış gibi algılanmasını istemiyorum. Tanıdığım çok çok iyi kadın gazeteciler, kadın gazete sahipleri var ve bence onlar, bu mesleği kadınların da ne kadar iyi yapabildiklerinin kanıtları” dedi.

“Kadınların mesleki açıdan yeterli örgütlenme içinde olması gerekir”

Kadını geleneksel rollere hapsetmek isteyen bir bakış açısının mevcut olduğunu dile getiren Özlem Pekduraner, “Oysa ki kadın anne, eş gibi geleneksel rollerinin yanı sıra ülkenin sosyal, siyasi, ekonomik gelişmelerinden soyutlanmadan mesleki kimliği ile de iş hayatında yerini alabilecek potansiyele sahiptir. Günümüzde kadınlar, yerel basında da yer alıyorlar; ancak bu istenilen ve beklenilen düzeyde değil” dedi.

Kadınların İstihdam alanına dahil olmasıyla birlikte bazı zorluklara da göğüs germek zorunda kaldıklarını vurgulayan Pekduraner, “Basın sektöründe çalışan kadınların medeni durumu nedeniyle farklı muamele görmesi, sözlü, psikolojik ve cinsel tacize maruz kalması, kayıt dışı istihdam edilmesi, eşit olmayan ücret politikasına tabi tutulması, ağır çalışma koşullarında çalışmak zorunda bırakılması, özlük haklarının verilmemesi, mesleğini icra ederken siyasi, toplumsal baskıya maruz kalması, görev dağılımının orantısız olması, yeterli ekipmana sahip olamaması, yaşam tarzı, siyasi görüşü, dış görünüşü, mezhebi nedeniyle kendisine karşı ön yargı ile yaklaşılması, ekonomik açıdan tatmin etmeyen maaş alması, iş yükünün çok olması, yaptığı haberler nedeniyle tehdit edilmesi, baskı yapılması mesleki açıdan gelişmelerine engel teşkil etmekte, şevkini kırmakta, başka mesleklere yönelmesine neden olmaktadır” sözlerine yer verdi.

Diğer sektörlerde olduğu gibi basın sektöründe de erkek egemenliğinn görüldüğünü söyleyen Pekduraner, “Erkekler ve kadınlar aynı vasıflara sahip olmasına rağmen kariyer basamaklarını aynı hızda tırmanamıyor. Gerek yerel basında gerek ulusal basında çalışan kadınların karşılaştıkları bu zorlukların üstesinden gelmesinin ve mesleklerini daha iyi icra edebilmesinin haklarını ararken kolektif bir bilinçle hareket etmesi, mesleki açıdan yeterli örgütlenme içinde olması, basın sektöründe kadın istihdamını artırmaya yönelik yasal düzenlemelerin yapılması ile  mümkün olabileceği kanaatindeyim” dedi.

“Yerel gazetelerde çalışan kadın sayısının az olmasının arka planında büyük bir eşitsizlik yatıyor”

Yerel gazetelerde kadın istihdamı artırılmaya çalışılsa da buna yönelik önemli bir adım atılmadığını söyleyen Sude Şahingök, “Günümüzde gelişen teknolojiler yerel gazetelerin de giderek yeni ağlara kaymasına olanak sağladı. Aslında bu durum yerel gazetelerde kadın istihdamını artırıyor. Çünkü kadınların yalnızca sahada olma zorlukları gibi basmakalıp düşünceler bir kenara atılıp bu alandaki performansları daha da genişliyor. Fakat sektör bu gelişmelere ayak uyduramadığı için istihdam da sağlanamıyor ne yazık ki” dedi

 

Yerel gazetelerde cinsiyet eşitsizliği olduğunu belirten Şahingök, “Erkek daha fazla şey yapar görüşü ön planda. Örneğin kamera vb. ekipmanlarının kullanılması denildiğinde akla direkt bir erkek figürü geliyor. Bu nedenle yerel gazetelerde çalışan kadın sayısının az olmasının arka planında büyük bir eşitsizlik yatıyor. Çalışan kadın sayısının az olması ortama uyum açısından bazen sıkıntılar yaratabiliyor. Maaş vs. konularında herhangi bir eşitsizlik yok ama bir habere gittiğiniz zaman özellikle asayiş haberlerinde size alay eder gibi bakabiliyorlar. Bu tarz haberlere erkekler gittiğinde bilgiye daha erişilebilir bir konumda bakıyorlar.  Bence yerel gazeteler bu alandaki çalışmaları daha yakından takip etmeli. Özellikle internet gazeteciliği kapsamında seo ve temel eğitimleri alarak ilerlemeli, kurumun ve personellerin gelişimine katkı sağlamalıdırlar” sözlerine yer verdi.

 

Yerel basında kadın istihdamının erkek istihdamının yarısı kadar bile olmadığından yakınan Cansu Ersoy, “Benim çalıştığım kurumda bu durum tam tersi olsa da maalesef çoğu kurumda yalnızca 1 tane kadın çalışan bulunuyor. Genel olarak konuşacak olursak çoğu işveren kadın gazeteci yerine erkek gazeteciyi tercih ediyor. Bu durum sadece yerel basına özgü bir durum değil. Ulusal sayabileceğimiz kurumlarda da kadın gazeteci sayısı çok az. Gazetecilik bazılarına göre bir yönden güç gerektiren bir meslek olarak da algılanıyor. Siyaset ve spor gibi erkek egemenliğinin çok olduğu konularla içiçe olduğu için kadının bunun altından çok fazla kalkamayacağı düşünülüyor. Ben bunun biraz da geçmişten kaynaklandığını düşünüyorum. Geçmiş zamanlarda kadınlar çok fazla okutulmadığı ya da okumadığı, çalıştırılmadığı için gazetecilik alanında çoğunlukla erkekler çalıştı ve şu anda bu durum aşılamıyor. Geçmişte bu şekilde başlayan çoğu meslek için de bence bu fikir geçerli. Bir yandan da pek saati belli olmayan, mesai saati bulunmayan bir meslek. Bu yüzden çoğu kurum geç bitecek işlere kadını göndermeyi tercih etmiyor ve bu tür durumları çalışan alırken extra olarak düşünüyor. Bunun da etkili olduğunu düşünüyorum” dedi.

 

Çalışırken kendisini zorlayan durumlar olduğunu belirten Ersoy, “Meslek çok güzel ama bir o kadar da zor bir meslek. Fakat bu zorluklar kadın olduğum için değil insanlarla çok fazla iletişim kurmak zorunda olduğum bir meslek olduğu için doğuyor” açıklamasında bulundu.

 

Erkeklerle eşit şartlarda çalıştığını söyleyen Ersoy, “Çalıştığım kurum herhangi bir şekilde bir habere gitmem ya da gitmemem konusunda önüme bir engel koymuyor veya beni diğer erkek çalışanından ayırmıyor. Diğer kadın ya da erkek meslektaşlarım yönünden hiçbir şekilde kadın olduğum için olumsuz bir muamele görmüyorum. Ben bu durumun biraz da öz iradeyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Eğer erkeklerle eşit olduğunuza inanır ve öyle hareket eder, çekinmezseniz diğerlerinin bu fikri yıkmak için bir çabası olmuyor. Hatta bir kadın olarak bu mesleği sürdürme çabamı gördükleri için diğer meslektaşlarımın desteğini ve takdirini bile alıyorum. Gazetecilik güzel ve gerçekten çok kutsal bir meslek. Bu mesleğin sadece erkek mesleğiymiş, kadınlar sahada bu mesleği yeterince iyi yapamazmış gibi algılanmasını istemiyorum. Tanıdığım çok çok iyi kadın gazeteciler, kadın gazete sahipleri var ve bence onlar, bu mesleği kadınların da ne kadar iyi yapabildiklerinin kanıtları” dedi.

(Dokuz8 Haber – Olcay Aytürk)