DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Ortadoğu’da Kadın Olmak

Yayınlanma Tarihi : Google News
Ortadoğu’da Kadın Olmak

Azime Bali (Çukurova Bülten – Antep)

Azime Bal, Gazeteci

Bu coğrafyada kadın olmak biz kadınların belki de en büyük talihsizliğidir…

Beş bin yıllık ataerkil zihniyet günümüze kadar farklı boyutlarıyla gelmiştir. Günümüze yansımasına geçmeden tarihsel olarak ele almak gerekir. Erkek egemen toplum ve ataerkil aile modelinin kökleri, avcılık ve toplayıcılıktan tarım devrimine dayanır. İnsanlık tarihinin ilk devrimi olan tarım devriminin de bir kadın eseri olduğu da aşikardır.

Ekonomik hayatın salt fiziki güce dayanması, buna karşın kadının fiziksel ve bedensel özellikleri buna müsait olmadığı için tamamıyla kadını hayatın dışına itmiştir. Bunların yanı sıra dinlerin ortaya çıkmasıyla kadınların sorunları katmerleşerek devam etmiştir. Örneğin; Hristiyan teolojisinde kadın “günahın sembolü, şeytanın yardakçısıdır.” Keza Yahudilik de ve farklı inanç sistemlerinde kadını hayatın hiçbir yerinde göremezsiniz ve hiçbir statüsü yoktur.

İslamiyet’in doğuş yıllarında kadın kısmi olarak görünür hale geldi ise de peygamberin vefatından sonra Arap kültürü ve yaşam tarzı, baskın kabile hayatı yüzünden kadın yok sayılmanın dip noktasını yaşamıştır. Öyle ki Ortadoğu’da kadın olmak erken büyümeyi, çabuk yaşlanmayı, susturulmayı, hiçliği çağrıştırıyor.

Bu sistemde kadına layık görülen tek renk siyahtır ve sadece hayatın dışına itilmekle kalmayıp insanın en kutsal hakkı olan yaşam hakkını bile ellerinden almaktadır. Bu bazen bıçak, bazen silah, bazen kezzap, bazen de bir kemerdir…

Bu meseleyi insanların kendi konforlarının dışına çıkmadan anlamaları beklenemez. Ama unutmamak gerekir ki günışığına hasret kalan binlerce kadın var…

Bu kadınların her birine ışık olmak veya bir el uzatmak hepimizin en asli görevidir.